Fincana kahve koydum gel

ardora:

"Her şey Spinoza’nın doğal felsefesinden kurtulmak üzere modern çağların yediği haltların toplamını gösteriyor. Spinoza diyordu ki, ilkel olduğumuz ve çocuklar gibi kendi hallerimizi yönetmeye muktedir olmadığımız ölçüde emirlerle güdülürüz. Bu bir ‘performatifler yasasıdır’. Adem elmayı yemenin kendine zarar vereceğini bilecek durumda değildir, bu yüzden Tanrı ona elmayı yemeyi ‘yasaklamak’ zorunda kalır. Ama kapitalizmin ‘rasyonalitesi’ para getirecek herhangi bir şeyi yasaklamak istemeyeceğinden, eğer kendime mazoşistik bir işkence çektirmek istersem, üzerinde ‘do not use for…’ gibisinden bir etiket basılı bir kırbacı üretip bana satacaktır."
— Ulus Baker, “Dostoyevski ve Tarkovski”

ardora:

"Her şey Spinoza’nın doğal felsefesinden kurtulmak üzere modern çağların yediği haltların toplamını gösteriyor. Spinoza diyordu ki, ilkel olduğumuz ve çocuklar gibi kendi hallerimizi yönetmeye muktedir olmadığımız ölçüde emirlerle güdülürüz. Bu bir ‘performatifler yasasıdır’. Adem elmayı yemenin kendine zarar vereceğini bilecek durumda değildir, bu yüzden Tanrı ona elmayı yemeyi ‘yasaklamak’ zorunda kalır. Ama kapitalizmin ‘rasyonalitesi’ para getirecek herhangi bir şeyi yasaklamak istemeyeceğinden, eğer kendime mazoşistik bir işkence çektirmek istersem, üzerinde ‘do not use for…’ gibisinden bir etiket basılı bir kırbacı üretip bana satacaktır."

— Ulus Baker, “Dostoyevski ve Tarkovski

icimdekiinsanlar:


İçimdeki kelebekleri öldürdünüz bayım! Oysa onlar yüreğimde ne de güzeldiler. Rengarenk… Üstelik ömürleri “biz”imle belirliydi. Nasıl da kıydınız tek tek. Gece kelebekler uçamaz mı sandınız? Elinizi uzatsan konmaz mı sandınız? Siz hep yanıldınız… Bilmez misiniz kelebekler sevgiyle yaşarlar. Neleri var neleri yoksa vuslat için harcarlar. Siz biraz da kendinizde kayboldunuz. Ömür dediğiniz bir nefes, siz o bir nefeste boğuldunuz. Tutsanız ellerimi ölür mü sanıyordunuz içimdeki kelebekler? Siz en çok sevmekten korktunuz… Siz bayım, benim yalancı baharım; beni erkenden kozamdan çıkardınız. Öyle sıcak gülümsediniz ki yaz sıcakları gibi. Beni bununla kandırdınız. Şimdilerde ben savruldum geceye. Lakin bayım siz yoktunuz…



— Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Didem Madak’ın Kelebekleri)

icimdekiinsanlar:

İçimdeki kelebekleri öldürdünüz bayım! Oysa onlar yüreğimde ne de güzeldiler. Rengarenk… Üstelik ömürleri “biz”imle belirliydi. Nasıl da kıydınız tek tek. Gece kelebekler uçamaz mı sandınız? Elinizi uzatsan konmaz mı sandınız? Siz hep yanıldınız… Bilmez misiniz kelebekler sevgiyle yaşarlar. Neleri var neleri yoksa vuslat için harcarlar. Siz biraz da kendinizde kayboldunuz. Ömür dediğiniz bir nefes, siz o bir nefeste boğuldunuz. Tutsanız ellerimi ölür mü sanıyordunuz içimdeki kelebekler? Siz en çok sevmekten korktunuz… Siz bayım, benim yalancı baharım; beni erkenden kozamdan çıkardınız. Öyle sıcak gülümsediniz ki yaz sıcakları gibi. Beni bununla kandırdınız. Şimdilerde ben savruldum geceye. Lakin bayım siz yoktunuz…

— Fatih Alıç - İçimdeki İnsanlar (Didem Madak’ın Kelebekleri)

"Kendimi hıyar gibi hissediyorum, 
Hani ince kıyım doğrasalar Büyük Okyanus cacık olur diyorum. 
Böyle cacıga rakı mı dayanır? “
#barışmanço #türkrock #müzik #tatlı #mekan

"Kendimi hıyar gibi hissediyorum,
Hani ince kıyım doğrasalar Büyük Okyanus cacık olur diyorum.
Böyle cacıga rakı mı dayanır? “
#barışmanço #türkrock #müzik #tatlı #mekan